Kadının Adı Olmayan Ülkede, Kadınlardan Oluşan Askeri Güç!-I

0

Leyla Egid

Sömürge tarihinde köklü ve gerici bir geleneğe sahip olan İran rejimi din kisvesi altında beyni ve aklı uyuşturulmuş bir toplum ve kadın prototipini yaratmak istemiştir. Yeşil faşizmle yoğrulan İran rejimi devlet denetiminde kadın bedenini erkeğe peşkeş çekerken İslami rejime geçişle beraber kadına yönelik uygulamalarını ve teslim alma operasyonlarını daha da katı kurallara bağlamış; korku yaratarak toplumsal alanda belirleyici rol oynayan kadını etkisiz hale getirmek istemiştir.

İran mollaları iktidarı devraldıktan hemen sonra önce kadını siyah kefene sarıp tahakkümü altına almış, güvenlik adı altında kendi resmi ordusunu dışında oluşturduğu askeri güçlere kadını yerleştirmeye eril zihniyetiyle eğitmeye başlamıştır. Bunun önünü açmak için de 3 Ocak 2020’de Amerika’ya ait insansız hava araçlarının suikastıyla öldürülen Qudis gücü komutanı Qasim Süleymani’nin kızı Zeynep Süleymani sembolik öncü seçme yoluna gitmiştir.

KADININ ADI OLMAYAN ÜLKEDE, KADINLARDAN OLUŞAN ASKERİ GÜÇ! Başlıklı dosyamızın birinci bölümünü Cumhuriyetçi şeriat yasalarına göre yönetilen; “ İran Rejimi ve Kadın Özgürlüğüne Yaklaşımı” başlığı altında, dosyamızın ikinci bölümünü de kadını tahakkümü altına almak isteyen İran rejiminin resmi ordusu dışında oluşturduğu “İranda Eril Zihniyetle Eğitilen Kadın Gücü: Hêza Keçên Haci Qasim” başlığı altında ele alacağız.

İran Rejimi ve Kadın Özgürlüğüne Yaklaşımı

Cumhuriyetçi şeriat yasalarına göre yönetilen İran molla rejimi sisteminde kadının özgürlük ve eşitliğinden bahsetmek; kısa ve uzun vadede gerçekleşebileceği öngörüsünde bulunmak oldukça zordur. Çünkü burada rejimin hukuk ve yasaları ile anayasanın da üstünde yetkilere sahip olan bazı kurumların tümü erkek üyelerden oluşmakta ve bunlar sistemin çıkarlarına göre günübirlik fetvalarla rejimi yürütmektedir. Bu uygulama günümüz siyaset ve prosedürlere çok ters ve uc bir durum olarak görülebilir. Fakat molla rejimine sıkıştığı durumlarda çok ciddi bir manevra ve esneklik kazandırdığı için aslında bu uygulama tam da makyavelist mantıkla hareket eden molla rejiminin çıkarınadır.

Bu rejimin en üst icra ve karar organları olan Velayet-i Fakih ile Meclisê Xubregandaki tüm üyeler ruhban sınıfına aittir ve bunların içinde kadınlar bulunamaz. Rejimin mantığında kadın ayıplı, baştan çıkarıcı, kışkırtıcı, güvenilmez, düşük zekâlı, iradesiz ve kendisine hakim olmayan yarım, eksik insandır. Bu zihniyet kadını sadece erkek için yaratılmış bir zevk ve nesil sürdürme aracı olarak görür. Kadın, erkeğin tarlasıdır, özel mülküdür, hiç kimse ona dokunamaz, sahip olamaz. Erkek isterse döver, isterse satar(boşanır), isterse başka birkaç kadın daha yanına getirir. O dokunulmazdır, kısırlaştırılmış erkeğin özgürlük sınırlarının çizildiği daracık dünyasıdır. Şeriatla yoğrulan İran rejimi bütün yaklaşımlarında erkeği esas aldığı için kadını metalaştırmıştır.

Kanunda evlilik yaşı 13 olsa da daha erkenden aile izni ile dini olarak evlendirmek yasal. Erkeklerde kadınlara göre evlilik yaşı daha büyük olup 15 olarak belirlenmiştir. 13 yaşındaki bir kız çocuğu için evlilik bir işkence ve tecavüzdür. Bu yaştaki bir insanın zihinsel gelişimini tamamlamamış olması doğru karar verememesi demektir. Bedensel ve zihinsel değişimin nispeten gelişmeye başladığı 18 yaş ve üstü bilimsel çevrelerce genel anlamda olgunluk yaşı olarak kabul görmektedir. Rejimin günümüz bilimsel verilerine göre hareket etmemesi onun çağ dışı zihniyetinin göstergesidir. Yine bu yaşta gerçekleşen evlilik kız çocuğu üzerinde çok ciddi fiziksel ve psikolojik travmalar yaratmaktadır. Rejim, kız çocuğunun zihinsel ve eğitsel olarak biraz olgunlaşıp gelişmesine fırsat tanımadan onu sadece fiziği ile erkenden erkeğe sunmaktadır.

Sadece evlilik yaşıyla sınırlı kalmayan medeni ve ceza yasalarında da İran rejimi kadını hiçe sayan erkeği yücelten maddelere yer vermiştir.

Bunlardan en çok göze çarban yasalardan biri de son dönemlerde artarak yaygınlaşan Sixe sistemidir. Rejimin fuhuşu meşrulaştıran nitelikteki geçici evliliklere izin veren ve Sixe denen yasası kadını aşağılayan bir yapıdadır. Burada kadının bedeni belli bir süre için ödenen para karşılığında erkeğe kiralanmaktadır. Geçici evlilik dedikleri bu uygulamada da bütün inisiyatif ve haklar erkeğe verilmektedir. Buna göre kadın evli olmamalı, eğer bakire ise babasından izin almalıdır. Yine kadın bu süreci sonlandırma yetkisine sahip değildir. Erkek ise istediği zaman bu birliktenliği bozabilir. Yine birliktenlik sürecinde erkeğin ölmesi halinde kadın onun mirasından yararlanamıyor. İşte molla rejiminin toplum içinde fuhuşu resmileştiren bu uygulamalarında da kadın sadece kullanılan bir metadır. Genel İran’da 500- 700 bin Sixe birliktenliği olduğuna bakılarak resmileşen fuhuşsun ürkütücü boyutu anlaşılabilinir.

Kadına Verilen Sözde Haklar!

İran rejimi “İran Devrimi”nden sonra ve yine son yıllarda kadın hakları ve özgürlüğü konusunda değişimler yaptığını iddia etse de bu değişimleri pratiğe geçirme konusunda şekilsel kalmaktadır. Örnek verecek olursak; kadınlar için eğitim imkanlarının yaratıldığını ifade ederken üniversitelerde yapılan eylemler ve ortaya çıkan tepkiler kadınların eğitim hakkı konusunda her türlü zorluk çıkarılmaktadır. Ayrıca, kadınların yaşama ve siyasete profesyonel bir şekilde katılımlarına izin verildiğini iddia ederken özünde toplumsal cinsiyetçiliğin öngördüğü öğretmenlik, hemşire, bakıcı vb. meslekler dışında alan açılmamaktadır.

Yine İran rejimi kadınların kültürel ve sanatsal çalışmalara katılmasına ön açtığının propagandasını yaparken, kadının basına çıkması ve Kuran dışında yüksek sesle ses sanatçılığını yasaklamaktadır. Sivil toplum kuruluşlarının oluşumuna da katılabilirler ancak sözde kadın kuruluşu olup sorumlu veya yöneticileri erkek olan Zehra Xweran, Zeynep Xweran, Baci vb. kuruluşlara katılabilirler. Bu örgütlenmelerin sorumluları erkek olmakla beraber bu örgütlenmeler tamamen kadın özgürlüğü karşıtlığı temelinde geliştirilir. Kadını sadece erkeğinin hizmetinde, devletine saygılı, milletine bağlı, rejim sistemin fedaisi olarak eğitirler. Rejim aynı zamanda bu tür ince yöntemlerle direngen kadını da denetimine almak istemektedir.

Bu konuyla bağlantılı olarak, mevcut hükümette de kadına saygı atmosferi kullanılıyor. Kadınların varlığı her zaman ifade ve ifadelerde bir sayı olarak anılır. Ama söz konusu olduğunda, sadece eşine, yani devlete hizmet etmiş kadınlar öne çıkıyor. Eski Pasdaran Ordusu komutanı Seyad Şirazi hakkında yapılan ve yayınlanmaya devam eden belgeselde, Ali Hamaney’in yaşadığı bölgedeki kadın savunucu sayısının erkeklerinkinden fazla olduğu belirtiliyor. Ama bu kadınlar İran devletinin ve rejiminin bilincine göre eğitiliyor, yani “Kadınlar sadece erkekler içindir”.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.